Giantess - Stolen Identity - Chapter 1

 


Mustafa, bir tanecik karısı Aslı'ya baktığında hayatının ne kadar mükemmel olduğunu düşünürdü. Onun turuncuya çalan saçları, bebeksi yüzü ve o güzel hayat dolu gülüşleri onu her seferinde ona daha da tutkuyla bağlanmaya sevk ederdi. Onunla her günü âdeta bir balayı havasında geçip giderdi. Tabii bu kadar hayat dolu ve inanılmaz derecede güzel bir kadının elbette ki bir kusuru olacaktı. Onun tek kusuru tıpatıp aynısı olan ikiz bir kardeşe sahip olmasıydı. Elifti o.


Elif, âdeta Aslının bir gölgesiydi. Aynı yüz, aynı saçlar ve aynı ses tonu... fakat tüm bunlara rağmen karakterleri taban tabana zıttı. Aslı ne kadar sıcakkanlı ve samimi ise Elif'te bir o kadar içine kapanık, gözlemci ve ileri düzeyde kıskançtı. 


Bu kıskançlığın yansımasını da kardeşi Aslı ile Mustafa'nın o harika dolu ilişkisinde görmemiz kaçınılmazdı. Hayatı boyunca onları büyük bir hasetle gözlemişti. En anlatılabilir şekliyle Elif'in tüm sözleri ve eylemlerinin toplamından "keşke" dediğini çıkarmak hiç zor değildi. Tabii bu Mustafa'nın da gözlemine giren bir durum olmakla birlikte o bunu daha çok kardeşler arasındaki bir rekabet olarak görüp pek üstünde durmazdı.


Her şey üçünün birlikte gittiği bir antika pazarında başlamıştı. Aslı iş hayatının verdiği o tüm katlanılmazlıkları, bu tatil vesileyle biricik aşkı Mustafa'yla geçirecek olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Gece oldukça güzel geçmişti. Sabahına da bu antika pazarına hem bir hatıralık eşya almak hem de gezip tozmanın verdiği o dürtü ile gelmişlerdi. El ele kol kola o sokaktan öteki sokağa doğru akıp gidiyorlardı. Aslı gözüne kestirdiği her bir tezgâhın önünde duruyor, onları inceliyordu. Beğenmediğinde ise hemen geçip gidiyordu. Ta ki o tezgâhın önüne gelene kadar. Dikkatini çeken bir esansa bakıyordu. Oldukça gösterişli ve farklı bir şise tasarımına sahip bir esanstı. Satıcı hemen lafa arzu esansı diye girmişti. Oldukça değerli ve Osmanlı zamanından kalma bir esans olduğunu aktarıyordu. Tabii o ürünü satabilmek ve para kazanabilmek adına laf üstüne laf cambazlığı yapıyordu. Ama Aslı'yı asıl cezbeden şişenin o estetik duruşunda idi. Onun o çocuksu sevinci ve mutluluğu Mustafa'nın şişeyi satın almasıyla birlikte noktalanmıştı. Hemen kocasına sarılıp, tekrardan yola koyulmuşlardı.


O gece aslı, Mustafa uyurken yeni oyuncağını denemek istemişti. Oldukça gösterişli şişenin tıpasını çıkardı. Tıpanın ince uzun bir uzantısı şisenin içindeki sıvıdaydı. Yani bir parfüm gibi mekanizma yoktu. Bu ince uzun uzantı da esansın kokusu olmalıydı. Aslı hemen bunu içindeki sıvıya daldırıp bileğine birkaç kez sürmek üzere harekete geçmişti. Koku çok mest edici idi. Etkiyi gerçek manasında hissettiğinde ise artık başı çok güçlü bir şekilde dönüyordu. Oldukça güçlü bir çarpıntı da tüm bunlara eşlik ediyordu. Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Çığlık atmak istiyordu ama bunu yapamıyordu. Eşyaların mı büyüdüğü yoksa kendisinin mi küçüldüğünü anlayamadığı bir ikilemde cevabı yerde halıların arasında 2-3 cm uzunluğunda bir şekilde bulması ile cevaplamıştı. 


Korku ve panik içinde MUSTAFAAAA, diye tüm gücüyle yardım çığlıkları atıyordu. Ama tüm bu çabaları içinde bulunduğu durumun gerçekliğinden de kaynaklı olarak bir vızıltı etkisi yaratıyordu sadece.


Sabah olduğunda Mustafa yatağından kalkmış ve esneme hareketleri ile geriniyordu. Yatakta Aslı'dan yana bir iz yoktu. Banyodan geldiğini duyduğu su sesinden hareketle aşkımmm diye seslenmeye başladı. 


Banyodan çıkan kişi Aslı'ydı. Ama aynı zamanda değildi. Elif gece bir bahane ile onların odasında kalmıştı. Yani odanın mimarisi öyle bir ayarlanmıştı ki aynı oda da kaç farklı çift kalsa bile abes teşkil edecek bir ortam da oluşmayacak cinstendi. Sonuç itibariyle gece oradaydı.


Sabaha doğru erken uyanmıştı. Odada gezinirken yerden gelen kıpırtı ve belli belirsiz seçilen sese kulak kabartıyordu. Ve en nihayetinde yerdeki kıyafet yığınını ve 2-3 cm uzunluğundaki kardeşini görmüştü.


Gördüğü manzara Elif'in kafasında şimşeklerin çıkmasına sebep olmuştu. Hayatı boyunca kardeşinin bir gölgesi olmuştu. Hiçbir zaman asıl oyuncu değildi. Her daim yedek oyuncu rolü kendisine yapışmıştı. Tüm o biriktirdiği haset, kıskançlık ve korku en üst seviyeden vücudunu sarsıyordu. Tabii ilk etapta bir şok evresi olmuştu. Fakat bu çok uzun sürmeden yerini oldukça soğukkanlı bir kararlılığa bıraktı. Aslı'yı hemen avucunun içine almıştı. Aslı korku dolu gözler ile Elif yardım et. Ne olduğunu bilmiyorum diye ciyaklıyordu.


Elif sinsi ve bir o kadar da korkutucu tavrı ile "Şşşt, sakin ol benim ufak kardeşim. Her şey kontrol altında" diyerek Aslı'nın içten içe daha da korku duymasına neden olmuştu. 


Mustafa banyodan çıkan Aslı'ya yani Elif'e günaydın aşkımmm, erken kalkmışsın diyerek sarılmıştı. Elif ise yıllardır hayalini kurduğu adamın kollarında âdeta sevinçten deliye dönecekti. Sevdiği bu adamın kollarında hayatının rolünü oynamaya başladı. Evet, biraz başım ağrıyordu da ben de erkenden bir duş alayım dedim hayatım demesiyle oldukça güzel idare edebilmişti. Sesi, mimikleri her şey Aslı gibiydi. Yılların gözlemi onu çok iyi bir taklitçi yapmıştı. 


İkisi birlikte kahvaltı yapıyorlardı. Elif'in yani sahte Aslı'nın yüzündeki neşe usta bir rol ile maskeleniyordu. 


Elif: Aşkımm, sana kötü bir haberim var ne yazık ki. Az önce annem aradı. Elif dün gece bir kaza geçirmiş. Bilmiyorum belki gece odadan giderken de sesini duymuş olabilirsen hatta.


Mustafa: Ne kazası Aslı? Bir sıkıntı falan yok inşallah? İyi mi?

 

Elif gözlerini kaçırarak


Elif: İyi değil, çok tuhaf bir şey olmuş. Yolda yürürken nasıl olmuş bilmiyorum ama üzerine bir sıvı mı ne dökülmüş. Vücudu kontrolsüz bir şekilde küçülmeye başlamış. 


Mustafa: Küçülmüş ne demek? Nasıl yani?


Elif cebinden bir kibrit kutusu çıkartarak masanın üzerine koymuştu. Biliyorum, inanması çok güç. Annem perişan hâlde. Onu bana emanet etti.


Mustafa gördüğü manzara karşısında şaşkınlığı gizleyemiyordu. Âdeta dili tutulmuştu. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi ki? Şimdi bu Elif mi diye net bir şekilde sorabilmişti. Elif gözyaşları içinde evet, zavallı kardeşim diyerek ağlıyordu. Mustafa hemen onu kolları arasına olarak teskin ediyordu. 


Gerçek Aslı ise o küçücük kibrit kutusu içerisinden hayır, ben Aslı'yım. Yalan söylüyor diye çırpınıyordu. Ama duyulan tek şey acı dolu ciyaklamalardı. Mustafa bu sesleri onun duyduğu acının bir yanasıması olarak yorumladı. Çok, çok korkunç diye ekleyebilmişti sadece. 


Elif sahte bir şefkatle kutuyu kapattı. O artık bizimle yaşayacak. Ona gözümüz gibi bakacağız. O bizim miniğimiz diyerek muzip bir tavır takınmıştı.


Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. Elif, Aslı rolüne o kadar adapte olmuştu ki bazen aynaya baktığında gerçekten Aslı'yı gördüğüne inanıyordu. Kendi kimliği, anıları, Elif olmanın getirdiği o ikinci planda kalmışlık hissi yavaş yavaş siliniyordu. O artık Mustafa'nın aşkı, evin hanımı, Aslı'ydı. Hatta Aslı'dan bile daha "Aslı"ydı. Daha tutkulu, daha cüretkar ve daha sahipleniciydi. Mustafa bu değişimden memnundu; karısının eskisinden daha heyecan verici olduğunu düşünüyordu.


Gerçek Aslı'nın hayatı ise kabusa dönmüştü. Hem de her açıdan. Elif, zaman içerisinde Mustafa'yı da kendi tarafına çekmişti. Söz de kardeşi Elif'in zamanında onları ayırmak için türlü türlü ne işlere teşebbüs ettiğini, Mustafa'nın arkasından neler konuştuğuna dair iddiları yavaş yavaş onun aklına sokmuştu. Artık üzerine titrenilmesi ve korunması için çaba sarfettikleri o durumdan onlara yük olan bir noktaya evrilmişti. Bu nedenle de bunların sonuçlarını her gün bizzat yaşayarak deneyimliyordu. 


Tabii Elif gaddardı ama onun gaddarlığı biraz değişikti. Ruh hastası, bir bakıma joker gibi bir delilik hâliydi. Onun için bir oyuncak ev bile almıştı. Her gün ekmek ve yemek kırıntılarını oyuncak evin terasına koyarak onu âdeta bir evcil hayvanıymış gibisine beslerdi. Aslı için hayat çok zordu gerçekten.


Tabii Aslı her fırsatta gerçek kimliğini duyurmaya çalışıyordu. Ah bir Mustafa'ya bu durumu anlatabilse, cok değil sadece birkaç dakika bile yeterdi. Ama ne yazık ki tüm bu süreç zarfında elinden hiçbir şey gelmemişti. Hatta bir keresinde masadaki tuz kırıntılarını ile Aslı yazmayı denemişti. Tabii durumu fark eden Elif hemen dağıtıp, tebessümünü de takınarak bak aşkımmm, bizim minik nasıl oynuyor diye tüm çabalarını bir çırpıda silip atmıştı. 


Ama asıl kabus geceleri oluyordu Aslı için. Elif tam bir zalimdi. Küçük kardeşini minik evinden alıp yatağının yanı başındaki komodinin üzerine koyardı. Kardeşinin mutluluğunu en yakından izlemelisin diye de ekleyerek pis bir sırıtış atardı. 


Aslı: Mustafaaaa, benimm Aslıı. Lütfen duy sesimi. Bu psikopat Elif. Gerçek Aslı benimmm ühhh.


Aslının yalvarışları bu şekilde olurdu ama eli kolu tamamen bağlıydı. Hemen yanı başında kocası olan erkeği vardı ama o onun kardeşi ile olan her türlü cinsel birlikteliğini acıyla izlemek zorundaydı.

Bakmama gibi bir şansı da yoktu. Nitekim ruh hastası ikiz kardeşi sabahına geceyle ilgili onu sorguya çekerdi. Eğer ki yeterli düzeyde tatmin edici cevap alamaz ise ona türlü eziyetler ederdi. Bir keresinde o kadar gözü dönmüştü ki neredeyse onu ezecekti.


Elif: Ne oldu seni küçük orospu. Haaa, bak, ayak başparmağımın altında nasıl da çırpınıyorsun. Neee o? Yaşamak icin kardeşine yalvarıyor musun hahahhaah.


Aslı: Lütfennn, tamam. Ölmek istemiyorum. Yalvarırım beni bağışla. Bundan sonra Mustafa ile gece yaptığınız her bir şeyi büyük bir dikkatle izleyeceğim. Söz veriyorum. 


Elif: Hahahh, aferin benim küçük orospuma. İçinde bulunduğun gerçeği kabullenmen hoşuma gidiyor. Umarım bir daha yanlış kararlar almazsın. 



İşte Elif böyle bir kaçıktı. Aslı ise çaresizdi. Yapabileceği gerçekten hiçbir şey yoktu. O nedenle kaderine razı geliyordu. İçinde hep bir umut vardı. Belki de onu ayakta tutan tek şey buydu. Fakat onun da elinden yavaş yavaş gidip bütünüyle kardeşinin minik orospusu olması gerçeğine doğru gidiyordu ki bu onun için en korkutucu şeydi.


Günler, ayları aylar yılları takip ediyordu. Aslı her gün geçen gün biraz daha eksiliyordu. Öyle ki neler neler yapmıştı. Artık Elif ile kocasının cinsel birlikteliklerinde aktif rol de almaya başlamıştı. 


Elif: Şşşt, küçük orospu, bak burada kocamın taşakları biraz ilgi istiyor. Tüm gün karısı için çalışıp didiniyor. Yorgun, terli ve bakıma muhtaç. Çabuk gel ve işini yap hahahahah.


Artık kendi kimliğini kaybeden Aslı sadece verilen emirlere itaat ediyordu. 


Aslı: Emredersiniz Aslı Hanım.


Aslı eskiden kocası olan adamın kocaman siki ve taşaklarının önünde 2-3 cm boyunda durmaktaydı. Kendi bedenine kıyasla o kadar heybetli ve yüce görünüyordukiler tarifi zor anlar yaşıyordu. Önce yavaş yavaş koklamaya başladı. Her ne kadar hoş bir koku olmasa da eskiden kalan hatıralar ve erkeğinin kokusu olması onu bir nebze teselli ediyordu. Derin derin koklayıp, taşaklarına tüm gücüyle öpücükler konduruyordu. O yumuşak doku vücudunda farklı ve hoş bir hissi tetikliyordu.


Elif hemen lafa girdi.


Elif: Heyy, seni oraya haylazlık edesin diye mi gönderdim? Erkeğimin taşaklarını yala. Hadi kölee. Bakma bana öyle. YALAAA. Hhahahah


Aslı her işittiği kelimede biraz daha eksiliyordu.


Aslı: Mustafaaa, benim Aslı. Biricik karın. Lütfen beni duy. Lütfennnn.


Aslı boşuna debelendiğini biliyordu. Elif'ten eziyet görmemek adına hemen kocasının taşaklarını yalamaya başladı. Hafif tuzlu ve kendine has o aroması farklı duyguları tetikliyordu. Ama sadece işine koyuldu. Yaladı, yaladı ve sadece yaladı. Daha sonra aynı işlemleri kocaman sikine de uyguladı. Önünde devesa duran o sike her baktığında geçmişte onunla yaşadığı sahneler gözünün önüne geliyordu. Hepsi çok güzel ve haz doluydu. Bir zamanlar kendini tatmin eden o sik, şu an onun tepesinde ve o da ona hizmet ediyordu. Çaresizliğin verdiği o sıkışmışlık Aslı'nın gözlerinden yaşların süzülmesine neden olmuştu. Ayrıca tüm bunlar olurken, o kocasının siki ve taşağıyla ilgilendiği bu anda, Elif ise Mustafa'yla öpüşüyor, Mustafa ise Elif'in göğüslerini avuçluyordu. 


Elif bu kadarla da yetinecek bir kız elbette ki değildi. Yetinmedi de. Odadaki her üç kişi de soyunuktu. Elif yatağın ayak kısmında ve hemen arkasında ise Mustafa vardı. Aslı'yı ise hemen ayakları altına yerleştirmişti. Mustafa onu becerirken Aslı'da Elif'in ayakları altında tüm o sesleri işitecek ama elinden de hiçbir şey gelmeyecekti.


Elif: Çok iyisin aşkım ahhhh, devam et. Daha sert. Daha serttt, ahhhhh.


Elif âdeta cenneti yaşıyordu. Dopamin tüm vücudunu esir almıştı. Gözleri devrilmiş, anlamsız kıkırdamalar çıkarıyordu. Ayakları altında şu an kardeşinin olduğu gerçeğini bilmesi onu daha delirtiyordu. 


Aslı ise içine düştüğü bu durumu artık kabullenmiş ama aynı zamanda gözlerinden yaşlar gelerek güçlü kalmaya çalışıyordu. Ama gerçek, onun ikiz kardeşi ayaklarının altında, kocasının da onu becermesinden ibaretti. Kendinden tiksindi ama tek yapabildiği Elif'in terleyen ayakları altındaki o güçlü kokuyu solumaktan ibaretti. 


Gece bitmişti. Mustafa da uyuyordu. Elif Aslıyı yanına alıp ona yaklaştı.


Elif: Biliyor musun, ben Elif olduğumu artık neredeyse unuttum. Ben Aslı'yım. Ve sen... Sen kimsin ki? Hiç kimse. Benim küçük kölem, küçük oruspum ve küçük sürtüğümsün hahahha.


Aslı haykırmak çağırmak istese de durum tam olarak buydu. O artık kocasının ve ikiz kardeşinin minik kölesi ve küçük orospusuydu. Bu gerçeklik gözlerinin yanı başından akan göz yaşları ile de teyit ediliyordu. Gece hiç olmadığı kadar acımasızdı.


TheSoleScribe
Artist & Storyteller

TheSoleScribe

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan, estetik ve hikaye anlatımını birleştiren dijital içerik üreticisi. Sanatın görsel diliyle yeni dünyalar yaratıyor.